14 Kasım 2009 Cumartesi

işte öyle bir şey

yılmaz özdil'in bizim blog hakkında yazdığı ve başka hiçbir yerde bulamayacağınız yazıyı merak ediyor musunuz? elbette ediyorsunuz. şöyle bir şey:

''gençler blog kurmuş.

adı ipatinga.

nasıl blog?

güzel blog.

*

yalnız gençlere bir eleştirim var.

yazılardaki cümleler çok uzun.

ne gerek var?

ne demiş şebnem ferah?

'artık kısa cümleler kuruyorum.'

az olsun öz olsun.

bak soyadıma?

öz-dil.

*

giriş-gelişme bitti.

bu da sonuç paragrafı.

oldu mu?

bence oldu.''

bu harika yılmaz özdil yazısından sonra geçiyoruz sıradaki habere.

tartaklanmak ne iğrenç bir kelimedir hiç düşündün mü ey okur? (şaka lan şaka, şimdi de güler kömürcü gibi yazmayacağım)

ama tartaklanmak cidden kötü kelime. gazetelerde mazetelerde genelde ünlü bir şahıs hakkında ''dayak yedi'' yerine, ''tartaklandı''yı kullanıyorlar. dayak yemenin light versiyonu gibi. gökmen özdenak skalasına göre ''porno değil, erotik''. ama sanki ''dayak yedi'' daha iyi be? dayak yemenin bir karizması var yine, ağzı burnu kan içinde gözü morarmış ama yine de mağrur yine de gururlu adamı oynayabilirsin ''dayak yedi''nin üstüne. ''tartaklanmak'' ise artık fiilin edilgen yapısından mıdır nedir, mağduru daha bi aciz gösteriyor. böyle elemanı ittirip kaktırıyorlar, çekiştiriyorlar sağa sola, eleman gıkını bile çıkarmıyor şeklinde bir imgelem (ne güzel bir kelimesin imgelem) oluşuyor kafalarda. dayak yiyen adam ise arada bi tane yumruk çakmıştır yine diyorsun. ya da sadece bana öyle geliyor. yine de buradan yüce medyamıza sesleniyorum. eğer bir gün haber değeri taşıyan bir dayak yersem ''berk denkel tartaklandı'' yazmayın. düz ''berk denkel'in ağzını burnunu kırdılar'' yazın. bir daha berk denkel yazayım ki google'dan berk denkel diye aratınca bu yazı çıksın, sesimi duyan birileri olsun, çağrılarım cevapsız kalmasın.

Hiç yorum yok: